Serencamımdır...

Biraz fikir... Biraz zikir... Biraz şükür...Ama elbette Aşk...İllaki AŞK!

Pazar Cinayeti: Hangi Kültürün Evladıyız!

7/7/2009 · Kategori: Yazilarim

Pazar Cinayeti: Hangi Kültürün Evladıyız!

 

Geçtiğimiz Çarşamba günü talihsiz bir ölüme şahitlik etti Afyonkarahisar. İki pazarcının kavgasından bir cinayet çıktı. Sebeb oydu ya da buydu! Ölen haksız, öldüren haklıydı ve ya tam tersiydi… Tüm bunların bu saatten sonra ne önemi var ki! Giden gitmiş, kalan harab olmuşken, ne önemi var kavganın zemini için haklılık gerekçeleri aramaya.

 

Tamam, insanlardan mükemmel olmasını bekleyen yok ama hedef mutlaka en az hata olmalıdır. Olabilir, gider birileriyle laf dalaşı yapabilirsiniz. Hadi diyelim yumruk yumruğa kavga da yapabilirsiniz. Sonra araya hatırı geçen birileri girer, uzlaşma yoluna bakarsınız. Bunlar bile tasvib edilmese de “beterinden korusun” denilecek adî vakalardandır. Ama incir çekirdeğini doldurmayacak dünyalık bir işi cinayete getirmek neyin nesidir, hangi insanlığa sığar biri söylesin bize!

 

Bakın, Receb Ayı’ndayız. Allah’ın hürmet ettiği, kan dökmeyi, kavga çıkarmayı yasakladığı bir aydayız. Ramazan kadar önemli bir aydayız. Kaldı ki Receb Ayı’nın önemi ta cahiliye döneminden başlar. Yani peygamberin yaşadığı topraklarda insanlar Müslüman olmazdan evvel bile bu ay gelince birbirleriyle dalaşmazlar, hır çıkarıp kan dökmezlermiş. Düşünün, cahil bir toplumken bile! Sonrasında Allah’ın emri ile “Haram Aylardan” sayılınca daha da dikkat eder olmuş insanlar bu aydaki davranışlarına.

 

Oysa şimdi geldiğimiz noktaya bakın! Ne kadar acı verici… Böylesi bir durumda karşı karşıya kalınca “Siz Adem’in hayırlı evladı gibi olun” buyurmuş peygamberimiz sallAllahüaleyhivesellem. Adem (as)’in hayırlı evladı yani Habil gibi! Öyle demişti ya Habil, kardeşi olan Kabil’e; “Eğer sen beni öldürmeye niyetlenirsen ben sana zarar vermek için elimi bile kaldırmam!”

 

Budur bizim kültürümüzün değerleri, düşüncesi ve bizlerden beklentisi. Kendimizi, kendi tarihimizle/kültürümüzle/inancımızla neden her zaman ters düşürmek zorunda hissederiz ki! Zorla yaptırsalar inad eder de yapmayız. Hatta kendimiz ölmeyi göze alır da günahından korkarak başkasının canına kıyamayız, değil mi? Öyleyse gözümüzü bu kadar döndüren şey bilgisizlik midir, cehalet midir, dünya sevgisi midir, rızık endişesi midir, üstünlük taslaması mıdır; nedir?

 

Cahil demeye dilim varmıyor ama bilgisizliğimizin olduğu kesin! Allah’ın hatırını bile sayamayacak kadar ilimden, irfandan, hikmetten, nezaketten uzağız. Bunların bilgisinden yoksunuz! Allah’tan en çok âlimler yani bilenler korkardı ya hani! Demek ki bilgimiz ya da bildiğimizi sandıklarımız korkmaya yetmiyor. Bilmediğimiz için bu kadar cesuruz. Cahil cesareti bizimkisi… Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan cesareti!

 

Rızık içinse eğer ona da endişe etmeye gerek yok ki! "Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın." (Hud Sûresi-6) buyurmuyor mu âlemlerin Rabbi! O halde nedir bu rızık telaşı? Bu konuda bir uyarı daha yapmalı şehrimiz adına. Rızık kaygısı sebebiyle otobüsçüler ve dolmuşçuların arasındaki rekabet hiç de iyiye gitmiyor maalesef. Caddelerde birbirlerinin yolunu kesmeler, müşteriyi önce kapmak için hızlı gitmeler, üçerli-beşerli toplanıp karşı tarafın adamını dövmeler…

 

Bir kez daha diyoruz ki “Biz hangi kültürün evladıyız!” Bu açgözlülük, bu kindarlık, bu sevgisizlik yakışıyor mu bize? Bize yine bizi anlatmalıyız o halde… Artık kim yetkili görüyorsa kendini o işi ele alsın. Yabancı filmlerde görürsünüz, idama giden mahkûma din adamı gelip telkinlerde bulunur. Toplumumuz da şu an ki haliyle ölüme giden idamlık ya da can çekişen biri gibi. Din adamları, eğitmenler, danışmanlar, şehrin ileri gelenleri -her ne ise- gelsin topluma kültürümüzü, inancımızı, tarihimizi anlatsın yeniden. Sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü anlatsınlar. Katılımın mecbur tutulma imkânı varsa mecbur da tutulsun! Yoksa önlemini almadığınız bir kıvılcım, sonra azgın aleve döner de sizi bile yutarak yoluna devam eder…

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »