Marka Şehir Olabilmek İçin Eğitim Seferberliği!
Eğitim şart deniyor ya hani! Bu kavgaları biraz dindirebilmek ancak eğitimle olur galiba. Valilik, Belediye, Müftülük, Milli Eğitim camiası, Üniversite… vb. gibi kurumlar eğer ki bu konuya ciddiyetle eğilirse sorunlar biraz hafifler diye düşünüyoruz.
Meslek odaları, yukarıda isimlerini zikrettiğim kurumlarla beraber haftalık, onbeş günlük, bir aylık konferanslar/sohbetler/seminerler düzenleyip kendilerine bağlı üyelerini buralara katılmaya mecbur tutmalı. Çocuğu/delikanlısını alıp gelsin buralara esnaf vatandaşımız. Kendi bir şeyler öğrenmekle kalmasın, kendinden sonra gelen nesline de bir şeyler verme derdinde olsun.
Eğitim danışmanları/kişisel gelişim uzmanları pozitif olmaktan, müşteriye nasıl davranılacağından bahsetsin mesela. Tarihçiler, lonca teşkilatından, ahilik geleneğinden konuşup meslek ahlakını öne çıkarsınlar. Hatibler, vaizler işin İslamî boyutunu anlatsınlar, ahlakı güzelleştirmekle mesul olduğumuzu dile getirsinler.
Zor mu bunlar? Evet, zor! Zordan kaçsaydık hangi işi yapabilirdik peki! Çok uzaklara gitmeyelim; İstiklal Harbinde zordan kaçsaydı dedelerimiz/ninelerimiz bugünleri görebilir miydik? O zaman zor diyerek kendimize kaçış kapısı aralamayalım.
Bakın önümüzde “Otogar” örneği var. Gerçekten Türkiye çağında numune bir örnek oldu. Afyonkarahisar’ın imajı, şehirle beraber Afyonlunun ve esnafının imajı düzeldi. Bunu da olmaz denilen bir şekilde yani tüm otogar esnafının bir araya getirilmesi suretiyle yapılması sağlandı. Demek ki bazı şeyler istenince olabiliyormuş.
Hem marka şehir olacağız diyoruz hem de zoru görünce kaçası oluyoruz. Bu hatalı davranıştır. İçinde bulunduğumuz şu çağda iş dünyası/şirketleri artık kurumsallaşma diye bir olguyla yaşıyor. Eğer ki marka olma derdiniz varsa bu sizin kurumsallaşmanıza bağlı. Kurumsallaşma yani dış görünümden davranışlara, binanın mobilya tasarımına kadar personelinizin diksiyonuna kadar işinizde uzmanlaşma/profesyonelleşme! Bunu başarabiliyorsanız marka olursunuz.
O halde marka olma ya da lokumun/sucuğun/mermerin başkenti olma hayalindeki kendimize bakalım! Şehir olarak kurumsallaşmamız ne ölçüde… Bir şeyleri hala yerine oturtamamışsak o zaman boşa hayal kurmayalım lütfen. İşi temelden alıp başlamamışsak sabun köpüğü başarılar bizi aldatmasın.
Dünkü haberlerde belediye başkanımızdan müftümüze, evindeki teyzemizden okulundaki öğrencimize kadar herkesin bu son günlerde artan şiddet haberlerinden şekvacı olduğunu gördük. Kim şikayet etmez ki zaten!
Öyleyse çağrımızı tekrarlayalım; başta sayın Valimiz Haluk İmga bey olmak üzere, Belediye Başkanımız Sayın Burhaneddin Çoban’ın liderliğinde şehrimizde böyle bir eğitim seferberliği başlatılsın. Meslek odalarının başkanları ile görüşülsün, fikirleri alınsın, nasıl bir yol bulunur karara bağlansın. Psikolojik danışmanlar, öğretim görevlileri, hatibler, şehrin hatırı sayılan ileri gelenleri de biraz fedakarlık yaparsa neden olmasın diyoruz. Yeter ki kendimize kaçış kapıları açmayalım, bahaneler üretip sorumluluğumuzdan kaçmayalım.
