28 Şubat’ın toplumda ayrıma yol açmış dayatmalarından, ayak oyunlarından biri olan üniversiteye girişteki ‘ÖSS puan hesablama katsayı zulmü’ şükürler olsun ki YÖK’ün aldığı karar ile sona erdi.
YÖK’ün 1980’li yıllarda kurulmasıyla başlanan ÖSS’deki bu katsayı uygulaması, meşum 28 Şubat kararlarına kadar ayrım yapılmaksızın uygulanıyordu. Yani yaklaşık 17 yıl boyunca bu konuda bir sıkıntı yoktu. Ne var ki İHL mezunları gençlerin Siyasal, Hukuk gibi bölümleri okunmasının önüne engel konulmak istendi işte o vakit ancak gelişmemiş ve antidemokratik bir ülkede görülmesi mümkün olan bir genelge ile ülkemizin saf, her şeyden habersiz gençleri kendi arasında “siyah-beyaz” bir ayrıma tutuldu.
1998’den bugüne kadar bu katsayı zulmü sebebiyle birçok başarılı öğrenci ya istediği bölüme gidemedi ya da yurtdışında okumak zorunda kaldı. Nice ÖSS şampiyonu ya da ilk ondaki meslek liseli genç kendi katsayısı 0,3 iken, katsayısı 0,8 olan düz liseli gence daha yarışın başında mağlub düşüyordu. Gençleri böyle bir ayrıma tabi tutmak adaletin, vicdanın neresine sığar, hâla bu katsayı zulmünden yana tavır koyanlara sormak lazım.
Şimdi sonuç olarak sistem normal haline döndü. 11 yıllık bir adaletsizlik ve zulüm vardı bu giderilmiş oldu. Halkın ve fikir sahibi hemen her insanın ortak görüşü de bu yönde zaten. Sadece marjinal ve art niyetli bir avuç insan hâla değişik bahanelerle katsayı zulmünü savunuyor o da başka mesele! Ne tür bahaneye sarılırlarsa sarılsınlar hiçbir neden insanlar arasındaki bu ayrıma haklı gerekçe olamaz.
Bir defa bir insanın herhangi bir bölümü okuması onun başkaca bir bölüm ile tahsil hayatına devam etmesine engel olmamalı. Yani ticaret lisesi okumuş birisi eğer isterse tıp okuyabilmeli. İlla ki de işletme, iktisat okuyacaksın diye diretilmemeli. Madem puanı iyi, ders çalışma aşkı var, başarılı olacağına kanaat getiriyor o halde bu “beyinden” faydalanmamak olmaz. İmam-Hatib okullarında okuyanlar da böyle… Madem ki hem çalışmış hem zekâsını kullanmış ve netice olarak da yüksek puan almış o halde kimse ona “hayır sen birkaç bölüm dışında başka bir bölümde okuyamazsın” dememelidir. İşte yıllardır ters olan bu durum ne mutlu ki yeniden normal ve sağlıklı haline geri döndü.
YÖK’ün aldığı son kararı değerlendiren uzmanlar ÖSS’nin iki basamaklı olmasının önemli bir olumlu yanına da dikkat çekiyorlar. Uzmanların görüşlerine göre bu yeni sınav sistemindeki ilk basamak, ortaöğretimdeki alınan bilgileri ölçmeye yönelik ve de test usulünün dışında yoruma dayalı kompozisyon şeklinde olacak. Yani gençler ortaöğretimdeki derslerine daha özen gösterecekler, ÖSS’ye 6-7 ay kala rapor almayıp dersleri takib edecekler ve sınavda da muhakeme yeteneklerini kullanacaklar.
Bu muhakemeye dayalı sınav sistemi, eskilerin sınav sistemini hatırlatıyor. Zamanında verilen eğitim o kadar kaliteliydi ki o günlerin ortaokul mezunu birisi bugünün üniversite mezununa denk diyebiliriz. Bunda da sınavların muhakemeye yani düşünmeye/kafa yormaya/bilgiye dayalı olmasının büyük etkisi vardı. Şimdi dershanelere bağlanan eğitim sadece testi en kısa yoldan çözmeye yönelik. Formülleri ezber yapan ve sadece belli konulara çalışanlar kazanıyor artık. Muhakeme ve bilgi ise ikinci planda… İşte YÖK tarafından alınan bu yeni sınav sistemine göre kalite bu şekilde biraz daha artar diye ümid ediyoruz.
YÖK’ün kurulduğu günden bugüne yasaklardan ve ayrışmalardan yana aldığı onca kararın yanında bu son kararları Türkiye’nin daha yaşanılabilir, daha insan haklarına saygılı, daha eşitlikçi olması açısından büyük önem taşıyordu. Kararı alanları tebrik ediyor, karara muhalif duranları ise birazcık “çağdaş” düşünmeye davet ediyoruz.
