(Bu bir ahbab-çavuÅŸ* iliÅŸkisinin gayrı resmidir. Hem de "yeter gayrı"sındandır! Bana bu iliÅŸkide ahbab olmak düşmeliydi elbet. Hubb bende, ben de O’ndanımdır çünkü. ÇavuÅŸluk ise bu yazıda en olmazındır. En olmazındır, sebebi höykürüşünde saklıdır. Tut ki nur olası çöpçülerin, dünyada tek örneÄŸi kalmış kör kalmaya namzet çavuÅŸudur.)
Nerden bakıyorsun sen hayata çavuşum Allah aşkına! Hayata baktığın yerde neden, yani tam durduğun yerde, yani kısaca kuzum gölgenin hemen üstünde neden bir insan bedeni durup durmaz. Neden şimdi sen bana ya da benim gibi birine bakarken gölgeni başına taç eder de bizi karanlıklarda görür ve de gözünün önüne perde olan karanlığın içindeki kara gölgeni biz sanırsın da höykürürsün. (İkidir höykürmek diyorum, hatta bununla üç etti. Yazımın akışını filan bozar mı diye düşündüm bir ara ama sonra dedim ki aman be bozarsa bozsun, adam höykürüyor işte, daha ne denir ki?)
Bak ÅŸimdi çavuÅŸum, yanlış yapıyorsun. (- Ya, yine fanatiÄŸin tekine çattık ya! Åžimdi ne derim ben buna, ne anlatırım. Ne dersem derim de, ne anlatırsam anlatırım da bu körgöz, körvicdan ne anlar!-) Evet, düpedüz yanlış bu yaptığın. Bir defa öyle elindeki çavuÅŸluk rütbesi, makamı, koltuÄŸu ile herkese höyküremezsin (aha da beÅŸ oldu). Yani olacak ÅŸey mi senin bu yaptığın çavuÅŸum! Ne zorun var, neye kızdın, nedir bu öfke, bu telaÅŸ… Bağırdığın kim bir kere? Sana ne yapmıştır, insanlara ne yapmıştır, körgöz ve körvicdanla koruduÄŸun sistemine ne yapmıştır! El kadar deÄŸil elbet ama fidan gibi genç kızdır sonuçta bağırıp höykürdüğün ve de kırdığın çavuÅŸum! Hem de nasıl genç kız! Sokağındaki, sokağımdaki çoÄŸu kız on iki - on üç yaşında kadın olmak için kuyruÄŸunu sallarken, senin höykürdüğün bas bas bağırarak “ben insan geldim bu dünyaya, erdemiyle, ahlâkıyla insan kalmak istiyorum ve bu yönde savaşıyorum” diyen bir genç kız! İnsan kalmanın/kalmaya çalışmanın mükâfatını senden beklemedik ki zaten çavuÅŸum. Çünkü senin baktığın yerde, yani tam durduÄŸun yerde kuzum, insanlık emaresi göremiyorum ben. Sahi sen hayata nerden bakıyorsun çavuÅŸum?
Yani kuzum, yani çavuÅŸum, yani her ne …umsan iÅŸte; bak senin de kızın, oÄŸlun filan vardır mutlaka ya da galiba. En azından yeÄŸenin filan vardır. Ufak yaÅŸlarda… Hani öğretmenine, “Aman, muallime hanım bizim kızımız/oÄŸlumuz hassastır, öyle sınıfın ortasında yüksek sesle filan bağırmaya kalkmayın, hayata küstürürsünüz bakın!” filan dediÄŸin bir yakının olmalı. Olmadığından mı oldu acaba bu höykürme meselesi çavuÅŸum yoksa! Yani ne derdin varsa gel benimle paylaÅŸ. Bak, bana ahbab demiÅŸler. Hubb bende, ben de O’ndadım! Seni dinlerim inan. Derdini dinlerim, sıkıntını dinlerim. Ama böyle uluorta yerde höykürme be kuzum!
Sonra adını delikanlıya filan da çıkarıyorlar ya; şaşıyorum. Seni çöpçülerin çavuşluğundan alaşağı ediverseler, yani bu açık cezaevine gardiyan değil de mahkum ediverseler de seni, elindeki altıpatları alıp da eziyet ettiğin mahkumlarla aynı kodese bir tıksalar görürdüm ben senin delikanlılığını. Sana delikanlı diyenleri de görmek isterdim. Sen höykürürken sana arkadan destek verenleri de görmek isterdim. Yani kuzum ben çok geniş görüşlü biriyimdir, herkesi görmek isterdim.
Yine de merhametim ağır basar çavuÅŸum, çünkü ben hubb’um! Biz onu, o genç kızı –ki zaten adının kökünü imanımızın kodu diye bellemiÅŸiz- kalbimizin en yüksek yerine, en güzide köşesine çoktan çıkardık. Merhametim en fazla onadır. A, indirin dersen onu yüreÄŸinizden/kalbinizden, bak kuzum, bu bedenden yüreÄŸi/kalbi kanlı canlı çıkarsalar/sökseler yine de gönlümüzden artık ne çıkabilir ne de bir baÅŸkası tarafından indirilir o genç kız! Sen anlamazsın çavuÅŸum, karadan da karadır artık bizim ona olan sevdamız!
ÇavuÅŸum, sana da öfkem olmalı elbet biraz. Kızgınlığım olmalı… Yapılan bu densizliÄŸe, bu haddi aÅŸmaya bir diyeceÄŸim olmalı. Ceza mı! Onu sen kendi kendine kestin be çavuÅŸum! İndirin onu derken, pamuk ipliÄŸi koptu, olan oldu, semâdan bir giyotin bir yaÄŸmur tanesi endamıyla, zarafetiyle, güzelliÄŸiyle ve meleklerin eÅŸliÄŸinde yol almaya baÅŸladı. Hâla yolda çavuÅŸum. Son nefesine kadar müsaadesi var.
Åžimdi ben hubb’luÄŸuma devam etmeliyim. Ama önce el’e radikal, bana vasat bir iki ÅŸarkı tıngırdatmalıyım. Mesela Osman Öztunç çalmalı; “Yan Çizdim” demeli. Mesela Adil Avaz söylemeli; “İntifada”… ya da Ahmet Kaya haykırmalı, “Gururla Bakıyorum Dünya’ya”… ve ya en iyisi Ömer KaraoÄŸlu; “Gökyüzü Depremleri”
Çavuşuuummm! Sıkıysa indir beni de muhabbetin habbelerinden!
___________________
*Bir iÅŸin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse. “O döver, ne olacak babası belediye çavuÅŸu imiÅŸ.” P. Safa
