Güzellikler de Oluyor Memleketimde

Gelin bugün biraz iyi haberlerden, güzel havadislerden bahis açalım.


Diyarbakır’daki Kutlu Doğum Haftasına yönelik programı gördünüz mü? Kocaman stadyuma zor sığmış Diyarbakırlılar. Hani Kürt diye dudak büktüğümüz, hani “onların hepsi PKK’lı” dediğimiz, hani polise taş attırılan çocukları görünce öfkemizin kabardığı Diyarbakırlılar…


Artık şu ayrımın altını kalın çizgilerle belirtmek lazım; her Kürt PKK’lı değildir ve İslam, bizi birbirimize bağlayacak yegane çimentodur!


Sahi, üstünlük nerdeydi? Dil, renk, ırk..vb. gibi dünyevi şeylerde mi yoksa iyilik/ahlak ve erdem de mi?
Doğu-Batı, Türk-Kürt ayrımı yok aslında. İyi insan-kötü insan ayrımı var. Hakk yolunda giden ile iblisin ayak izlerini takip edenin ayrımı var. Gelin bu çimentoyu hep beraber kararım. Bu ülkenin yıkılmaz binasını bu çimento ile yapalım. Yoksa başka tür malzemeden yapılan binalar, en küçük sarsıntıda yıkılır da biz hep birlikte altında kalırız.


İslam kardeşliği insan ayrımı yapmaz dedik ya! Yenilerde muazzam bir haber okudum. Gerçekten müthiş bir olay ve haber. “Hıristiyan Mülteci Müslüman Oldu!” başlığıyla siyahi bir Hıristiyanın müslüman oluşunu şöyle yazıyordu gazete: 


“Ailesinin Ruanda'da olduğunu ifade eden Osagıoduwa, Türkiye'de çalışma iznini alması durumunda ailesini de Türkiye'ye getireceğini ve onların da Müslüman olacağını bildirdi. Türkiye'de kendisine çok iyi davranıldığını belirten Osagıoduwa, şöyle konuştu: ''İslam dini yeryüzündeki en iyi din. Hıristiyanlar bizi dışlıyor ama Müslümanlar hep bana sahip çıktı. Karnımı doyurdular, üstümü giydirdiler. Nereye gitsem bir şeyler ikram ettiler. Müslüman olmaktan son derece mutluyum. Bundan sonra ismimin de Muhammed olmasını istiyorum.”


Satır aralarını iyi okuyun lütfen! Ruanda’yı bilir misiniz mesela? Hani Fransız oyunu ile aynı renkten iki kabilenin birbirlerini kırdığı ülke. Hutularla Tutsiler yıllar boyu “sen benden daha aşağılıksın, ben üstünüm” fitnesiyle çoluk çocuk, yaşlı kadın demeden birbirlerini kırdılar. (Ortadoğuda yapılmak istenen sünni-şii ayrışmasına dikkat çekelim burada. Tıpkı zamanında Arapları bizden ayırdıkları gibi…)
İşte o ülkeden gelen bir siyahi hıristiyan, “Beni , kendi dindaşlarım/başkaca yerler ırkçı duygularla itip kaktı ama burada herkes bana sahip çıktı. Yardımcı oldu, bir şeyler paylaştı” diyerek niye İslam’ı seçtiğini anlatı-yor. 


Dikkat edin, Eskişehir bölgemizin en fazla suç işlenen şehri. O konuya da bir yazımda değinmek istiyorum. İşte bu kadar düzgün olmayan bir şehrin, eskiye dayanan yaşantısının getirdiklerine bakın. Yani aslında he-pimiz İslam’ın suyunun suyunun suyunun ….suyu ile yaşıyoruz ve bu yaşantı bile bir insanın yüreğine girebiliyor, ona güzellikler getiriyor.


Yani şimdi onun ülkesi Ruanda’da, İslam’ın bu kardeşlik bağı hakim olsa idi kan dökülür müydü? 
Peki, buradan hemen kendimize dönelim. Bu nimetin kıymetini ne kadar biliyoruz. Peygamberin gümüş yüzüğünden, kızına tavsiye ettiği tesettüründen ne istiyoruz mesela?


Umarım bu bağnazlık bir gün biter de İslam’ın stadyumlara sığmayan, dünyadaki insanların yegane ilacı olan kardeşliği tüm ülkeye yayılır.


Beni fevkalade memnun eden bir haber de merhametle alakalı. Bir köylü vatandaşımızın kör bir buzağısı olur. Ama kör diye terk etmez onu. Biberonla besler, büyütür. Sürüyle birlikte otlaklara gider gelir ama ahıra giriş çıkışta sahibi mutlaka ona yardımcı olur. 


Sahibinin şu sözünü aslında içimizde insan diye gezenlere günde bir milyon defa okutmak lazım; “2,5 aydan beri buzağıyı yaşatabilmek için büyük özen gösterdim. Şimdilik sağlığı çok iyi, satmayı da düşünmüyorum. Allah vergisi ne yapalım!”


Vefayı hayvanlara dahi gösteren merhamet pınarımızın kuruması yüzünden şimdi ortalık kan gölüne dönmedi mi? Kötü örnekleri sıralamak istemiyorum ama siz bu vatandaşımızın bir engelli canlıya kol kanat germesini, işkence yapmamasını, onu terk etmemesini, yardımına koşmasını, bunları da kader ve iman boyutunda değerlendirmesini kıstas yapın da kendine “insan” diyenlerin bir boyunun ölçüsünü alın bakalım!
Hatta sorgu önce nefisten başlar, der büyükler. O halde gelin, ilk olarak kendimizi bir sigaya çekelim.


Böylesi güzel haberleri, daha çok okuyabilmek adına…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !