Serencamımdır...

Biraz fikir... Biraz zikir... Biraz şükür...Ama elbette Aşk...İllaki AŞK!

Ayşe Arman'ın Gör Dediği!

17/7/2009 · Kategori: Yazilarim

Türkiye geçen haftadan beridir Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ayşe Arman’ın başını örtüp de sokağa çıkmasıyla başına gelen olayları kaleme aldığı yazı dizisini tartışıyor, konuşuyor.

Yapılan evet çok avamî, çok banal! Sonuçta, yapan şahsın bundan hareketle bir çözüme ulaşma derdi yok. Ya da ne bileyim üniversitede doktora tezi de olmayacak bu yazı dizisi... En çok tenkid aldığı yönüyle sadece eğlence mekânlarına gidilerek yapılan bir -sözümona- “mahalle baskısı” deneyi bu! Madem nerede ne tür baskı var merak ediyorsunuz, bunu deneyeceğiniz yerler -aslında “kamuya” ait olması gerekirken “kamuya” yabancılaştırılan- “kamusal alan” denilen yerler olmalıydı. Mesela üniversiteler, askerî mekânlar… Ayşe Arman’ın yaptığı Nasreddin Hoca kurnazlığı. Yani kaybettiğini araması gereken yerde aramayıp aydınlık diye başka yerde arama hadisesi.

Bu sıradanlıklar, bayağılıklar içinde Ayşe Arman bir şeylere de projektör/ışık tutmuyor değil, hakkını yemeyelim. Nasıl mı;

Bir; provokasyon/kışkırtma hemen her yerde karşımıza çıkabilir. İtidalli olmakta fayda var.

İki; her tesettürlü sandığın gerçekten tesettürlü değildir. Şekildir/imajdır/gösteriştir/süstür.

Üç; dışı bir şeylerin sembolü olsa da içi boş olanların yaptıkları hareketleri hemen koca bir sisteme/kültüre/inanca yapıştırmamalıyız.

Dört; hemen her kadın kendini göstermekten hoşlanır. (aslında teşhircilik erkek-kadın dinlemiyor günümüzde...) Bunu kimisi soyunarak kimisi de giyinerek yapıyormuş.

Beş; giyinerek tesettüre girdiklerini düşünen mü'minelerin aslında kendilerini göstermek gibi niyetleri de olduğunu öğreniyoruz.

Altı; aslında -gerçek- tesettür kadını toplumda sanılanın aksine önemsizleştirmiyor ama cazibe merkezi olmaktan/şerr söz ve kem gözlerden uzak tutuyor.

Yedi; eskiden sakalından utan derlerdi, şimdi Reina gibi eğlence mekânlarına gitmeye kalkan mü'minelere de örtünden utan diyebilmeli, ama karşılığında da "aman sana ne ki, ben özgür bir kadınım" cevabına hazırlıklı olmalıyız.

Sekiz; eteği diz altı olmuyor diye tahsil hayatından uzak tutulan bir genç kız yıllar sonra dünya çapında bir önemli şahsiyet olabiliyorsa başörtüsü sebebiyle okullarından atılan mü'mineler gerçekten iyi kumaşsa bir gün gelir Mısır'a sultan olur.

Dokuz; her yerde açılıp saçılmamalı, yanımızdakilerin muhbir mi muhabir mi olabileceğini bilemediğimizden temkinli davranmalıyız.

On; 'bu kadar -elbise de dahil pek çok- israfı yaşayan inançlı bir toplum, “müsrifler şeytanın arkadaşları değil miydi ve Allah israf edenleri sevmez miydi” suallerini düşününce nasıl hâlâ Allah’ın kendisini sevmesini bekler' diye şaşırırsınız.

On bir; iyi ki Ayşe Arman bize ayna oldu da kendimizi görme imkânımız oldu diye Rabbe dua edersiniz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »