Serencamımdır...

Biraz fikir... Biraz zikir... Biraz şükür...Ama elbette Aşk...İllaki AŞK!

Aklın Yolu "Eğitime" Çıkıyor

20/7/2009 · Kategori: Yazilarim


Geçen günlerde, ilimizde meydana gelen şiddet olaylarından çıkarak görüşlerimizi dile getirmiş, yetkililerin konuya müdahil olmasını ve bir kamuoyu oluşturmayı hedeflemiştik Kocatepe Gazetesi olarak.

 Aklın yolu bir denir ya hani, işte o manada Türkiye’nin önemli bir kurumun başındaki kişi olarak Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu da düşüncelerimize paralel/mutabık kendi görüşlerini dile getirmiş.

 Aile merkezli yaptığı konuşmada “Merhamet Eğitimine İhtiyaç Var” başlığı ile Anadolu Ajansı tarafından verilen habere göre ne demiş peki Sayın Ali Bardakoğlu; “Toplumda bir merhamet eğitimine, şefkat eğitimine ihtiyaç var. Çocuklarımızı küçük yaştan itibaren şefkatle merhametle insan sevgisiyle yetiştirmeliyiz. Bilgisayar oyunlarından tutun da evde bulunan oyuncaklarla bile merhamet eğitimini vermeliyiz. Rüzgâr eken fırtına biçer. Çocuklarımıza küçük yaşta yeterli ilgiyi ve sevgiyi göstermezsek, onları Allah ve Peygamber, vatan ve millet sevgisiyle yetiştiremezsek ileride ruh dünyalarının nasıl şekilleneceğinden emin olamayız.”

 Naçizane bizim de düşüncemiz şuydu; “Bir kez daha diyoruz ki "Biz hangi kültürün evladıyız!" Bu açgözlülük, bu kindarlık, bu sevgisizlik yakışıyor mu bize? Bize yine bizi anlatmalıyız o halde… Artık kim yetkili görüyorsa kendini o işi ele alsın. Yabancı filmlerde görürsünüz, idama giden mahkûma din adamı gelip telkinlerde bulunur. Toplumumuz da şu an ki haliyle ölüme giden idamlık ya da can çekişen biri gibi. Din adamları, eğitmenler, danışmanlar, şehrin ileri gelenleri -her ne ise- gelsin topluma kültürümüzü, inancımızı, tarihimizi anlatsın yeniden. Ahiliği anlatsınlar; sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü anlatsınlar. Katılımın mecbur tutulma imkânı varsa mecbur da tutulsun! Yoksa önlemini almadığınız bir kıvılcım, sonra azgın aleve döner de sizi bile yutarak yoluna devam eder…”

 Diyanet İşleri Başkanı devam ediyor yine; “Bunu sağlamanın yegâne yolu sadece din eğitimi değildir. Din eğitimi bu bütünün en önemli parçalarından birisidir. Bunu tamamlayan diğer adımların da atılması gerekir. Yani toplumun bu konuda etkili ve yetkili kesimlerinin, aydınlarımızın, siyasetçi ve bürokratlarımızın bu yöndeki gayretlerinin birleşmesi lazım.”

 Biz de bu konuda farklı düşünmediğimizi şöyle ifade etmiştik; “Eğitim şart deniyor ya hani! Bu kavgaları biraz dindirebilmek ancak eğitimle olur galiba. Valilik, Belediye, Müftülük, Milli Eğitim camiası, Üniversite… vb. gibi kurumlar eğer ki bu konuya ciddiyetle eğilirse sorunlar biraz hafifler diye düşünüyoruz.

Meslek odaları, yukarıda isimlerini zikrettiğim kurumlarla beraber haftalık, onbeş günlük, bir aylık konferanslar/sohbetler/seminerler düzenleyip kendilerine bağlı üyelerini buralara katılmaya mecbur tutmalı. Çocuğunu/delikanlısını alıp gelsin buralara esnaf vatandaşımız. Kendi bir şeyler öğrenmekle kalmasın, kendinden sonra gelen nesline de bir şeyler verme derdinde olsun.

Eğitim danışmanları/kişisel gelişim uzmanları pozitif olmaktan, müşteriye nasıl davranılacağından bahsetsin mesela. Tarihçiler, lonca teşkilatından, ahilik geleneğinden konuşup meslek ahlakını öne çıkarsınlar. Hatibler, vaizler işin İslamî boyutunu anlatsınlar, ahlakı güzelleştirmekle mesul olduğumuzu dile getirsinler.”

***

Görüldüğü üzere aklın yolu birse o zaman durmak nedendir anlamak zor! Durursanız düşersiniz. Devamlı hareket halinde olmayan su bir müddet sonra bulanıklaşır ve de bozulmaya, kokuşmaya, bataklık olmaya yüz tutar.

 Şehrimizde nasıl ki insanları “Hıdırlık Yaz Akşamları” adı altında gönüllü bir araya getirebiliyoruz ya da ne bileyim dünden itibaren ülke genelindeki her türlü kapalı mekânda sigara içilmesine yasal olarak müdahil oluyoruz; e o halde insanların canı yanmasın, ocaklar sönmesin, insanlar barış ve huzur ortamında yaşasın diye elimizi taşın altına sokmak niye zor geliyor anlamak mümkün değil!

 Bizler basın mensubu olarak sadece uyarmak ve ilgilileri harekete geçirme noktasında yazı yazmak ve haber vermekle mesulüz. Üzerimize bunun dışında düşen başkaca bir şey varsa da yaparız ama asıl büyük görev şehrin huzur ve güvenliğini yüklenenlere düşüyor.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »