Yalnızlık
1/6/2009 · Kategori: Siirlerim
dünya malına bizdeki ateşli telâş!
6/1/2009 · Kategori: Siirlerim
Cinayeti ben gördüm, tüm dünya gördü...
30/12/2008 · Kategori: Siirlerim
Buz Kırığı
25/4/2008 · Kategori: Siirlerim
ki Âşk'ın nuruyla sımsıcak...
kırılmıyorsam kimseye,
buz tutmaz ki okyanusum
kime/neden kırılacak!

Dua
7/4/2008 · Kategori: Siirlerim
bir ılık nisan ayında
bulsun beni
cenazeme gelenlerden
ne üşüsün bir kişi
ne de sıcaktan bunalsın
ölüm meleği
bir seher vaktinde
bulsun beni
cenazem hemen kaldırılsın
namazımı az da olsa
aşıklar kılsın
ölüm meleği
bir beklenmedik anda
bulsun beni
cenazemin şekli
yaşantımı yansıtsın
yalnızken mezarımda
beni sevaplar sarsın
Barikatsınız Gerçeğe
9/2/2008 · Kategori: Siirlerim
her zaman çok olacaksınız
tarafgirliğiniz çokluğunuzu belli edecek
gerçeği örtmede tek olacaksınız
en çok siz olacaksınız…
zayıfın yanındaymış gibi,
belki türkiyede kürt olacaksınız
belki kürtlerde ermeni
ya da ermenide süryani..
hatta gidip almanyada yahudi
bilemedin solingende türk olacaksınız
ku klux klanlara karşı
inadına zenci de olabilirsiniz
beyaz adamın tüfeği ucunda
çıplak elli bir kızılderili
zenciler içinde bir beyaz…
sanki her zaman
zayıfın yanındaymış gibi
süsleyeceksiniz kendinizi…
ama asla ve asla
dünyanın her hangi bir yerinde
müslüman olamayacaksınız!
özgürlüklerden dem vurup
başı örtülüye sokağı bile çok göreceksiniz
kurban isteyen sahte tanrılar karşısında
dimdik duramayacaksınız
amalarınızla, fakatlarınızla
çelişik çelişik yaşayacaksınız
bir füzenin karşısında
canlı kalkan olacaksınız belki
ama başı örtülü bir liseli kızın
okul yolunda jandarma barikatı olmak
daha lezzetli gelecek size…
ve siz meleklere inad
satan’a ahenk
dünyanın hiçbir yerinde
hiçbir anında
müslümanla bir olamayacaksınız…
en acısı
bundan da utanmayacaksınız!
(bir şiire atıfla…)
Yasakların kalkmasından sonra
üniversiteye giden ilk zencilerden...
arkasında ise faşist/fanatik
her zaman çok olanlar işte!
gözlerdeki öfke bugünkü çoklarla
ne de çok benzeşiyor!
Taş
29/1/2008 · Kategori: Siirlerim
kokmayan gülün suçu ne, suyla gübre bozuk
gül dalında şaşkın duran garip bülbül ne yapsın
zamanın suçu ne, nefse uymuş adem nesli bozuk
ağır emanete vâris kılınan nâçar velî ne yapsın
ol dostlar eşiğine varıp boynum bükük otursaydım
âlimin dertli bağrına bastığı bir taş olsaydım
isrâf dağ gibi, selinde boğulur sahib-i vicdan
rızkı âdil yollayan mülkün mâliki ne yapsın
çağlardır hep kurt taksimi, neredesin ey insan
muhtaca atâyı nasihat eyleyen nebî ne yapsın
çölde Ömer misali gece gündüz gezip dolansaydım
dul kadının kazanında kaynayan bir taş olsaydım
müslümanlar değil bir beden, hepsi sanki birer baş
ümmete ümit bağlayan mazlum filistinli ne yapsın
kâfire değil, dünya malına bizdeki ateşli telâş
tanklarla yalınkılıç savaşan yiğit dağıstanlı ne yapsın
alınıp da yerden lanetlenmişe sonsuz kere atılsaydım
kahraman çocuğum, sapanında fırlattığın bir taş olsaydım
şefkât yok, merhamet çekilmiş toplumun sînesinden
yanlış cübbede uyuyup canı yanan kedi ne yapsın
peygamber ahlâkı unutulmuş, çıkmış sanki fikirlerden
âleme yıldız gibi parıldayan şanlı sahabî ne yapsın
n'olurdu yakınında durup ahlâkını her ân solusaydım
peygamberim! mübârek karnına bağladığın bir taş olsaydım
hep unutuldu yaratılışın gâyesi, nasılı ve niçini
insan dünyayı buldu ya; cenneti cehennemi ne yapsın
ümit var, ama çalışmadan olur mu hiç işin meyvesi
sonsuz adâlet sahibi, kulların Rabbi ne yapsın
şu isyân dolu hayatımda bir lâhza sana layık olsaydım
yâr Allah! senin için gözyaşı döken bir taş olsaydım
« Önceki ::



