Herşey O'nu Anlatıyor
20/4/2008 · Kategori: Begendigim Yazilar
Tesbihat
3/1/2008 · Kategori: Begendigim Yazilar
Gönle Şifa, Ruha Huzur...
Yakma Yâ Rabbî
5/11/2007 · Kategori: Begendigim Yazilar
Seherde Açılan Güller Hürmetine
Rukuda Bükülen Beller Hürmetine
Zikrinle Dönen Diller Hürmetine
Cehennem Narına Yakma Yâ Rabbî
Secdeye Kapanan Başlar Hürmetine
Aşkınla Sızlayan Kalpler Hürmetine
Gecelerde Dökülen Yaşlar Hürmetine
Gazabınla Bize Bakma Yâ Rabbî
Yolunda Kaim Kullara Bağışla,
Rızana Giden Yollara Bağışla,
Arşına Açılan Ellere Bağışla,
Cahilin İçine Sokma Yâ Rabbî
Muhammed Mustafanın Özüne Bağışla,
Fatıma’tüz-Zehra Adlı Kızına Bağışla,
Yetim Yetemanın Yüzüne Bağışla ,
Huzurunda Boynumuzu Bükme Yâ Rabbî,
Cemi Peygamberlerin Canı Hürmetine,
Cihari Yar-i Güzinin Dini Hürmetine
Uhud Şehidlerinin Kanı Hürmetine,
Suçlarımızı Başa Kakma Yâ Rabbî
Sualde Bizleri Fazla Sıkma Yâ Rabbî,
Yakma Yâ Rabbî
Muhammed Aşkına Yakma Yâ Rabbî,
Kabe Aşkına Yakma Yâ Rabbî,
Kur’an Aşkına Bizleri Yakma Yâ Rabbî…
Bildiğin Gibi Değil
21/8/2007 · Kategori: Begendigim Yazilar
İlgili aramalar: müzik - ali kınık - bildiğin gibi değil - ali kınık - bildiğin - gibi - değil
Eskiden bir adım vardı,
ümidim, feryadım vardı,
şimdi ben, o ben değilim
Yolumu bilmiyorum,
Ölmüyor, gülmüyorum,
Bu hayat yordu beni
Bildiğin gibi değil...
Dağlarım devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil...
Güllerim devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil...
Eskiden mevsim seçerdim,
Solardım; çiçek açardım,
Şimdi ben, o ben değilim,
Bir nefes, bir ahım var,
Bilmem ne günahım var,
Vedalar sardı beni,
Bildiğin gibi değil...
Dağlarım devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Bir ayaz vurdu beni
Bildiğin gibi değil...
Güllerim devriliyor,
Gençliğim savruluyor,
Vedalar yordu beni,
Bildiğin gibi değil...
Şehrin en karanlık yerinde duruyorum; haydi, vur beni!..
Hiç ümidim kalmadı; tutunacak bir dalım...
Başım yere eğme benim; mazlum yerine koyma.
Allı-pullu düşlerim vardı oysa.
Bir hayat böyle tersine dönmez; bir yiğit böyle harcanmaz.
Dağlara-taşlara bağırasım geliyor.
İçim yanıyor içim! Bildiğin gibi değil...
Bu, bir hikayenin bitişi midir; bu, kanlı bir veda mıdır?
Bu, son savaşçının yediği kurşun; bu, son kalenin de düşüşü müdür?
Dalgaların çekilişi, bayrakların yıkılışı; bu, şarkıların susuşu mudur?
Ömrüm kanıyor ömrüm! Bildiğin gibi değil...
Ben bu hayata asiydim; öyle değil mi?
Bir yıldız kaydı ömrümden; ben de yenildim...
İşte her şeye sırtımı dönüp koşuyorum...
Sarı güller kahrolsun; ıslak gözler, beyaz mendil kahrolsun!..
Kahrolsun bu kaldırım; bu nezaket, mutluluk dilekleri!..
Canım yanıyor canım!
Bildiğin gibi değil...
Neden KAD?
29/7/2007 · Kategori: Begendigim Yazilar
“Kendimizi, genç ya da ihtiyar, kadın ya da erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden, her gün, her an eğitip, sürekli geliştirmeliyiz.
Analitik ve kritik düşünmeyi öğreten kitapları alıp anlayarak okuyup, günlük hayatımızda tatbik etmeliyiz. Bugünden itibaren, daima ayarını doğru yola göre kontrol ve teftiş edip düzenleyeceğimiz, kişisel hayat planımızı yapmalıyız. Önce hakkı bilmeliyiz, o zaman kimin hak olduğunu anlarız. O adamın bu adamın peşinde koşmamalıyız. Bir takım şeylere körü körüne bağlanmamalıyız. Hür olmalı, tek başımıza da olsa kendimizi, dünya da kalmış tek kişi olduğunu düşünerek, Haktan ayrılmadan, yapacaklarımızı kendimiz tespit etmeli ve yapmalıyız.
Yetişmiş meslek erbabı insanların, münevverlerin, mütehassısların, eğiticilerin, tüccar ve sanayicilerin neticede aklı eren her iyi niyet sahibinin, dünya gidişatını yönlendirmeye çalışan sistem ve organizasyonları daha iyi tanıyıp politikalarını ve neticelerini hesap edebilmeleri için, kritik-analitik düşünmeyi öğrenmelerine destek olmamız lazım. Gelişmeleri doğru değerlendirme ve anlama yeteneği geliştikçe iyi insanların dünya politikalarında daha aktif ve belirleyici rol almaları ve iyiliği ön plana çıkarma fırsatları doğacaktır. Dolayısıyla herkes kendi işiyle meşgul olsun kavramını; iyiler, gidişatı kendi istikballeri açısından kavrayıp doğru olan yöne gelişmeleri yönlendirsin diye kampanyalar yapmamız lazım.
Bilgilerimizi, inançlarımızı, amellerimizi, düşünce, duygu ve kanaatlerimizi, davranışlarımızı, fikri ve ruhi yapımızı sağlam, sahih, ana kaynaklara uygun hale getirmeliyiz. Bu amaçla kendimizi sürekli sorgulamalıyız. Bilgi dağarcığımızı delillerle, ilmi dayanaklarla zenginleştirmeliyiz. Her türlü hurafeden, bidatlerden, yozlaşmış geleneklerden ve çağdaş yanılgılardan, fitnelerden uzak durmalıyız. Böylece, sloganik düşünce ve söylem tarzından uzak, derinlikli bir düşünce bütünlüğü kazanabiliriz”.
Uzun söze ne hacet!
Sadece gerçeğe bağlı, hiçbir yönlendirmenin yönlendiremediği; tahminlerin, duyguların, ön yargıların belirlemediği; kişiye, gruba, ülkeye ve tüm insanlara rağmen, sadece ve sadece doğru olanı yapmak ve yaptırmak için ve kendimizle yüzleşmek için işe düşüncelerimizden başlamalıyız.
ZİNDE
İSTANBUL–2007
