Serencamımdır...

Biraz fikir... Biraz zikir... Biraz şükür...Ama elbette Aşk...İllaki AŞK!

Umre'den Gönlüme(4)-Takva Yarışının Yarışçıları

25/11/2007 · Kategori: Yazilarim

4- Takva Yarışının Yarışçıları

 

İnsanlar… İmanlarını, sevgilerini ifade etmekte yarışan insanlar. Yüz binlerce, belki milyonlarca insan sevgimi daha fazla nasıl ifade edebilirim, yarışında! İşte bu yarışta var olmak istiyorsan ya da ne durumdayım diye merak ediyorsan Kâbe bir mihenk taşı, turnusol kâğıdı gibi.

 

Alınları kabuk bağlamış insanlar görürsünüz; secde izi nasır tutmuş. Hani yüce Allah’ın şu ayette işaret ettiği  “Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır.” (Fetih, 29) misalin canlı numunelerini görürsünüz. Biraz içiniz ürperir sonra. Bu yarıştaki yarışacağınız arkadaşlarınızın ne kadar zorlu olduğunu görünce… Rabbim; ne de güzel nişandır bu! Elbise ütüsü bozulmasın diye kılınmayan namazların yanında insanın en güzel yanının –yüzünün-  o güzel görünümünü bozmak uğruna kılınan namazlar nerde! Ya da aman alnımız yumuşak halıya değsin diye kendilerine nerdeyse kuştüyünden yapılma seccade arayanlar nerede! Kaldı ki secde yerinin sert olması gerektiği elimizin alındaki bütün ilmihal kitablarında yazar! Ama zamanla aşınıyor işte her şey… İslam adına hacc/umre bu yüzden daha da önem arz ediyor belki. Her ülkeden nice âlimin toplanıp da budanacak yerlerin kesilmesine onay vermesi!

 

Evet, Kâbe kıbleyi yeniden keşfetmektir.

Kâbe, eğrileri doğrultmak için içine girilen ateştir.

Kâbe, İslam’ın ilk hâli neyse hep beraber ona doğru yürümenin başlangıç noktasıdır!

 

Sonra kıyafetler… Sadelik ve tesettürü sağlayan bol giyinmek peygamber tavsiyesi! Peygamber tavsiyesini yine burada “yaşarken” görürsünüz. Kadın erkek, bu topraklarda alıştığımız o rengârenk ve daracık kıyafetlerden uzak. Genelde siyah ve beyaz ile bunların tonlarında cilbab ve entari giyiliyor. Kadınlar genelde siyahı tercih ediyorlar. Derisi kara bir Müslüman kadının siyah elbise içinde sadece gözünün akını seçiyorsunuz mesela. Yine kara çarşaflı bir Japon mümineyi görüyorsunuz, şaşırma ve sevinme aynı anda! Ya Rabbi, dinin nerelere kadar gitmiş de kimleri Zatına kurban eylemiş! Endonezyalı mümin ve mümineler ise hemen her ülke müslümanının dilinde zaten. Kıyafetleri kadar kendileri de zarafet timsali! Bir büyüğümüzün tanımlamasıyla; “beyaz kıyafetleri ile onlar yeryüzünün melekleri..!” Göz bir müddet sonra bu siyah-beyaz sadeliğe o kadar alışıyor ki bir çocuğun üzerinde gördüğünüz rengârenk tişört size tuhaf gelebiliyor mesela. Hatta tuhaftan da öte çirkin! Türk hacılarımızın –özellikle kadınlarımızın- batı kültüründen ne kadar etkilendiğini, batı modasını ne kadar benimsediğini orada bir kez daha müşahede ediyorsunuz bu gördüklerinizin ışığında. Kıyafetlerimiz göze batacak şekilde çok cıvıl cıvıl ve çok dar! Türkiye’deki tesettür firmalarının modelistlerini Mekke’ye ikamet ettirip çizimlerini burada yapmalarını sağlamalı diye düşünüyorsunuz. Bu sadelik içinde bir tek Nijeryalılar gözünüze batmıyor. Özellikle Nijeryalı erkeklerin giydikleri turuncu, eflatun, mor…vb. gibi rengârenk uzun entari gibi elbiseler ayrı bir lezzet katıyor Kâbe görüntüsüne.

 

Ve çocuklar… Çocuklar orada daha bir güzel sanki! Annesinin sırtında tavaf edeni de var, babasının karşısında altı-yedi yaşında hafızlık yapanı da var. Küçücük ihram içinde ufacık boyuyla hacı olanı da… Çocuklar orada daha güzel ve daha kıymetli… aynı zamanda daha çok nasibli!

 

Tüm bu insanlar tek bir mesaj veriyor; biz öyle bir yoldayız ki en güzel olana en güzel şekilde kendimizi gösterme azmindeyiz. Ve bu yolda da en iyi olmaya çalışıyoruz. Hem de nasıl! Kimi tekerlekli sandalyede, kimi bir başkasının sırtında! Bu yolda bir an durup da az biraz soluklanayım diyene tuhaf tuhaf bakarlar. Çünkü durup düşündüğün bir an senin diğerlerinden geri kaldığın anlamına gelir. Çünkü takva yarışının yarışçılarının kaybedecek saliseleri yok!

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

<%EkleBunu%>

« Önceki :: Sonraki »