21/4/2008 - Hayata Dair Bir Kaç Not
Geçen çay içerken aklıma geldi. Eskiden çay dolu bardakların içinde yüzen
kısa çöpler görürdük bazen. Ama bir ama iki... Yokuş aşağı kaldırımdan coşkuyla
akan yağmur suyu üzerindeki kibrit çöpü gibi!
Sorardım büyüklerime bu nedir diye; "misafir gelecek de ondandır"
diye cevab verirlerdi. Gözler dalınca da misafir gelirdi, bebek apalayınca,
emekleyince de...
Heyecanla beklerdik sonra o çöpün bize getireceği misafiri... Çay bir muştu
aracı olurdu yani, içimizi kıpır kıpır eden! Misafiri de severdik, çayı da,
çayın üzerindeki çöpü de...
Şimdi poşet çaylar çıkmaya görsün! Ne çayın tadı var ne de misafir
sevisinin... Tekil yaşamı özendiren tek kullanımlık, tek bardaklık poşette
zaten misafire de yer kalmıyor ki! Gerek kalmayan misafirin heyecanı da
olmuyor. Kime neyin muştusunu vereceksin!
***
Bir defasında Musab ibn-i Umeyr'den (ra) nasiblendik sohbetimizde.
Yakışıklılığından, zenginliğinden, makamından kısaca dünya nimetlerinden nasıl
vazgeçip de kendini Allah’a verdiğinden konuştuk. Uhud harbinde peygamberin
sancağı o'na vermesinden, sağ eli kesilince o sancağı sol eline almasından; o
da kesilince bacak arasına alıp hasmıyla vuruşmasından bahsettik. Uhud'un
gözlerden kan akıtan anlarından bir ânında peygamberin saçının teline zarar gelmesin
diye nasıl başını kılıcın önüne perde yaptığından bahsettik. Ve onun hatrına,
Uhud’a inen tüm meleklerin o'nun suretinde inmesinden...
Evet, o İslam’ın sancağı herkese verilmezdi. Ancak ve ancak
kendisini/malını/makamını/güzelliğini Allah’a, peygamberine, dinine İslam
eyleyene/teslim edene teslim edilirdi o sancak!
Teslimiyetin kadar Hakk katında emin'sindir!
İslam ol, teslim ol ki emanet sana teslim edilsin...
***
Büyük İslam mücahidi üstad Bediüzzaman'ın hizmetinde bulunan Emirdağlı Ahmed
amca'dan dinlemiştim geçenlerde.
Üstad, Emirdağ’da gözaltında tutulduğu evde iken yoldan şapkalı bir adam
geçer. Yanındakilere sorar "kimdir bu" diye. Falanca okula yeni gelen
müdürdür, diye cevab verirler. "nasıl biridir" der üstad. "iyi
adamdır" cevabı gelir. Üstad "peki namazlarınız kılar mı?"
sualini yöneltir. Yanındakilerden gelen cevab olumsuzdur. "o halde iyi
adamdır demeyiniz, belki "fena bir adam değildir" deyiniz. Çünkü
namazını kılmayan iyi adam olamaz" mealinde bir cümleyle son noktayı
koyar.
Namaz ve iyi adam olmak... Bugüne bakıyorum da, kimleri göklere çıkarıyoruz,
kimleri övüyoruz, kimlere meleklik payeleri veriyoruz. Beynamazlar, zinâkarlar,
faiz müptelaları, soyguncular, vurguncular... Say babam say! Bunca
"iyi" arasında bazen bendenize "kötü" denilmesi ne de çok
hoşuma gidiyor bir bilseniz!
Farklı efenim, farklı! Bizlerin kıstasları ile gayrının kıstası farklı!
Hakk katındaki iyilerden sayılmanız duasıyla,
|